Embed

Silinen

Silinen

 

 

Bütün sevinçleri talan edişim

Rüzgâra boyun eğdirişim

Bulmak içindi saf sevgiyi

 

Sevdiklerimin yüzleri silindi

Yağmurlar altında kaldım

Ötekiyle buluştum durakta

Mutsuz olanla

 

Toprak yumuşaktı uzandım

Uzandı yanıma, bakıştık

 

‘Geçin’ dedim rüzgâra

Rüzgâr çocukluğumdu

Dizlerimi kanatışım, sıkılışım

Genç bir kız karşısında

 

Döndürdüm başımı ilkçağıma

Ayrıkotunu sevdim

 

 

Geyiklerle konuşan

 

 

Taş suya varır

Su gözlerinin parıltısıdır

Bir umuttur insandan insana geçer

Taşın sessizliği suyun parıltısı

 

İçindeki ağaç büyür

Onca amansız fırtınaya karşın

Işığı beyazdır, tutunur kayaya

Gece gündüz solur

 

Yalınayak bir yağmurdur

Her saat taşı parlatan

Yan yana durur bakışırsınız

Kendini değiştiren denizle

 

Taş suya vardığında

Çırılçıplaktır, çiçeklenen

Su senin kalbindir

Geyiklerle konuşur

 

 

 

Dünyaya doğru

 

 

            Daha ne olsun haziran güneşi. Ağaçları koruyalım derken vuruldu düştü çocuklar. Can çekişti korkunç gün. Taş gibi susan gün. Gaz, duman, cellatların göz çıkaran ateşi. Kargışlıyorum bütün sesimle cinayetlerinizi.

            Bütün çabaları hayal edebildikleri özgürlük içindi. Görebiliyorum onları, yürüyorlar kocaman bir parlaklık olarak dünyaya doğru. Ellerinde güllerin çığlığı.

 

 

Yaz yağmurunda

 

 

            Vardır bir gerçekliği suya inen geyiklerin, taşı ovan yağmurun, üzümün, patikanın, denizin. Ya kıvılcımın, ya yeşil şimşeğin yurdu içimdedir. Buğular tüten toprak, yağmur sonrasının kokusudur başımı döndüren, günebakanlar tanığıdır, incir ağaçları ulu devinimin. Doğanın tansıklığına şaşırarak bakarım, bir yalaz göçürür bedenimi gölgelere. Yazdır, bir öküz yavaşlığıdır zaman.

 

 

AHMET ADA

 

 

 

 

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !